Belimiz 5 adet omurgadan ve omurga aralarında disk denilen yastıklardan oluşan bir yapıya sahiptir. Gövdemizden gelen yükü kalçaya bacaklara aktarma ve postürümüzü (duruşumuzu) sağlama görevleri vardır. Gövdemize destek olarak dik durmamızı sağlarken, aynı zamanda her yöne eğilme hareketleri yapmamıza izin verir. Omurlar birbirine disk yastıkları ve faset eklemi denilen eklemler ile bağlıdır. Bu ana bağlantıların yani sıra omurların çevresinde destek bağ ve kas dokusu sayesinde omurlar birbirine sıkıca bağlı halde durur. Tüm bu yapılar uyum içerisinde gövdenin yükünü taşıyıp dik pozisyonda durmamızı sağlarken belirli hareketlerimize izin verir. Tüm yapıları sağlıklı olan bir bel ağrıya yol açmaz.

Bel ağrısı erişkinlerde çok yaygın görülen bir hastalıktır. Tüm erişkinlerin yaklaşık %90’i yaşamları boyunca en az bir kez bel ağrısı atağı geçirirler. Yaşamın belirli bir kesintisinde tüm erişkinler aynı anda sorgulanabilse ’in bel ağrısı olduğu görülür. Bel ağrısı travma, ağırlık kaldırma veya yapılan ters bir harekete bağlı oluşabilirken bilinen bir neden olmadan da ağrısı olabilir. Ağrı aniden veya şiddeti giderek artan bir şekilde başlayabilir. Bel ağrısı derinden gelen bir sızı yanma şeklinde olabilir. Bel ağrısına tek taraflı veya çift taraflı kalçaya veya uyluğa yansıyan ağrı eşlik edebilir.

BEL AĞRISININ NEDENİ NEDİR?

Bel ağrısının kaynağını bulmak zordur. Diskin kendisi, çevredeki bağ ve kas dokusu, faset eklemleri ve ligamentleri, kıkırdak yapılar ağrı kaynağı olabilir. Disk yastığı iki tabakadan oluşur. İç tabaka(nükleus pulposus) diskin asıl işlevi olan gelen yükü dağıtma ve hareketi sağlama görevi yapar. Dış tabaka(anulus fibrosus) alt ve üst omurlara sıkıca yapışmış ve iç tabakayı saran bir yapıya sahiptir. Ağrıya neden olabilecek sinir lifleri sadece anulus fibrosusun dışında yer alır. Çoçukluk yaş grubunda nükleus pulposusun yaklaşık %80’i sudur. Disk yastığının bu yapısı işlevi için önemlidir. Yaşlanma ile beraber diskin içeriğinde su oranı azalır. Yapı değişikliğine bağlı çevreye yansıttığı yüklerin dağılımı değişir.

Sonuç olarak küçük travmalar ile zayıflayan anulus fibrosus tabakasında yırtık oluşur. Tüm bu değişikler disk kaynaklı ağrıya yol açar. Diskin yapısındaki bozukluk bir bütün yapı olan omurga segmentinin diğer yapılarında kaynaklı ağrıda gelişebilir. Bu süreç diskin kendini onarması kaynaklı ağrıda gelişebilir .Bu süreç diskin kendini onarması ile sonuçlanabileceği gibi iç tabakanın sinirlere doğru taşması şeklinde tanımlanabilecek disk hernisine ya da kemik yapının kuvvet dağılımındaki bozulmaya bağlı olarak yapı değişikliği göstermesinden dolayı lomber dar kanal veya bel kayması olarak tanımlanan hastalıklara yol açabilir.

BEL AĞRISI NE KADAR SÜRER?

Bel ağrısı ağrı kaynağı neresi olursa olsun belli bir süre sonra dokunun kendisini onarmasına bağlı olarak kendiliğinden geçer. Bel ağrılarının yaklaşık %50’si 2 hafta %80’i 6 hafta içerinde azalarak geçer. Bir kez bel ağrısı atağı geçiren kişilerin %30’unda bel ağrısı tekrarlayabilir ve kronikleşebilir .Altı hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ağrısı kronikleşmiş sayılır.

NE YAPMALI?

Nadir de olsa bel ağrısı başka bir hastalık belirtisi olarak başlayabileceği için, bel ağrısı atağı geçiren kişinin bir hekime başvurmasında yarar vardır. Ağrıyla beraber seyreden ateş, terleme, kilo kaybı gibi belirtilen olup olmadığı hekim tarafından değerlendirilir. Bel ağrısının doğal seyri kendiliğinden iyileşmektir. Fakat bu ağrılı dönemin daha rahat geçirilmesi için hekim bazı önerilerde bulunabilir. Kısa süreli(2-4 gün) yatak istirahatı, ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar bu önerilerden bazılarıdır. Bu süreçte hekimin saptadığı başka hastalık belirtisi yoksa direk grafi, manyetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik incelemelere gerek yoktur. 21 gün geçmesine rağmen bel ağrısı devam ederse radyolojik inceleme yapılır.

Akut ağrı atağından kısa süreli yatak istirahati, belin üzerine binen yükü azaltacağı için yararlıdır. Ancak yatak istirahati 4 günü geçerse, omurganın etrafında bulunan destek kasları zayıflayacağından, yarardan çok zarar verebilir. Sanılan aksine sert bir zeminde yatak istirahati uygun değildir. Önemli olan yatağın konduğu zeminin sert olmasıdır. Günümüzde kullandığımız hemen hemen bütün yatak modelleri bu özelliği taşımaktadır. Bel ağrı tedavisinde önerilen ağrı kesici ilaçlar genellikle yangı giderici, yani ağrı hissine neden olan bazı kimyasal mekanizmaları engellemeye yönelik ilaçlardır. Bu ilaçları doktor önerisi dışında kullanmak, özellikle sindirim sistemi üzerinde oluşturabileceği yan etkilerinden dolayı uygun değildir. Bu ilaçları doktorunuzun önerdiği sürede ve dozda kullanmakta yarar vardır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, bel ağrısı için yapılan bütün tıbbi tedavi yöntemleri ağrı kaynağını ortadan kaldırmaz, ağrının hissediliş derecesini azaltır. Vücudumuzun tamir mekanizmaları 6 haftaya kadar ağrı olan dokuyu onarabilirse bel ağrısı geçer.

NE ZAMAN DURUM CİDDİDİR VE NE ZAMAN MUTLAKA DOKTORA GİTMEK GEREKİR?

*3 hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ve bacak ağrısı

*Bacakta güç kaybı hissedilmesi

*İdrar yapmakta veya tutmakta güçlük

*Makat bölgesini içeren uyuşukluk hissi

*Kısa mesafe yürüyüşlerde bile her iki veya tek bacakta gelişen uyuşukluk, yorgunluk hissi

Özellikle idrar yapma güçlüğü veya makat bölgesinde uyuşukluk yakınmaları geliştiği zaman veya bacakta belirgin güç kaybı gelişirse acil cerrahi girişim endikasyonu vardır. Bu durumlarda sinir dokusu basısı ciddi boyutlarda olduğu için, erken dönemde yapılacak cerrahi girişim yakınmaların düzelmesini sağlayabilir. Zaman geçtikçe yakınmaların kalıcı olma olasılığı yükselir. Geçmeyen bel ve bacak ağrısı yakınması ile başvurduğunuz hekiminiz yaptığı muayenesinde kuvvet kaybı bulmazsa, radyolojik incelemelerin ışığında size cerrahi girişim dahil olmak üzere çeşitli tedavi yöntemleri önerecektir. Ağrının şiddetine , yaşamınızı etkileme boyutuna göre bu tedavi seçeneklerinden birisine karar verilecektir.

Bel Ağrısı Tedavisi

Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda fonksiyonel yetmezlik ve sakatlık yapan en önemli nedenlerden biri olarak tanınmaktadır. Tüm insanların % 90'i hayatlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşırlar. Bel ağrısı bütün yaş gruplarında % 20 - 30 arasında bir sıklık göstermekte ve ağrıya en çok 40 - 50 yaş grubunda rastlanmaktadır.

Bel ağrısının nedeni sıklıkla ağır kaldırmak olmakla birlikte, gebelik, doğum, ağır ev işleri, yanlış yatak seçimi, geçmişteki düşmeler, çarpmalar, kazalar, yanlış oturma, hatta bazen yalnızca öksürmek, hapşırmak, ıkınmak bile olabilmektedir.

Özellikle mekanik bel ağrılarında tedavi maliyetlerinin çok yüksek olmasının yanısıra, ağrının kronikleşmesinin hasta üzerindeki olumsuz etkileri çok önemlidir.

Zorlanmadan kaynaklanan bel ağrıları (ciddi bel fıtığı olmayan) ilaç tedavisi, yatak istirahatı, fizik tedavi, sıcak uygulama, masaj gibi değişik yöntemlerle tedavi edilebilirler. Ancak bu yöntemlerin öncelikle hekime danışarak uygulanması gerekmektedir.

Bel ağrısını önleme ve koruma bir bilgilendirme ve eğitim işidir. Kişilerin bellerini tanımaları, belin hangi hareketle nasıl zorlanacağını bilmeleri, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl etkili olduklarını, günlük yaşamda ağrıdan nasıl korunabileceklerini öğrenmeleri, uzun vadede ise bel ağrısına rağmen günlük yaşamlarına nasıl devam edeceklerini ve ağrı ile nasıl baş edebilecekleri anlamaları gerekmektedir.

Online Randevu